Yasemin Petek: Bizim Kayıp Çocuklarımız

Bağımlılık konusu her geçen gün hayatımızın tüm alanlarını etkileyen ve önüne geçemediğimiz bir hal alıyor. Bu, hepimiz için nasıl baş edeceğimiz, ne yapacağımız konusunda sıkıntı yaşadığımız yeni bir durum.

16990410_1211337348919901_540670987_o
Psikolojik Danışman Yasemin Petek

Geçenlerde bir arkadaşımla konuşurken karşılaştığı ve çok üzüldüğü  bir olaydan bahsetti. Karabük’te bizim nezih diye nitelendirdiğimiz  semtlerden  birinde yürürken, 15-16 yaşlarında bir çocuğun sallanarak ilerlediğini  farkediyor. Bir yandan da telefonda konuşan çocuk, arkadaşı olduğunu düşündüğümüz birine bonzai aldığını, acayip “kafa yaptığını” ve aşırı iyi hissettiğini anlatıyor. Telefonun diğer ucundaki arkadaşı endişelenmiş  olacak ki, çocuğumuz cevaben “Yok oğlum, ne yan etkisi olacak. Acayip bir şey sana da vereceğim” diyor. Sonra bir berber dükkanına girip koltuğa yığılıyor. Arkadaşım polisi arıyor,  durumu anlatıyor, çocuğu tarif edip ailesi ile irtibat kurulmasını, durumunun iyi olmadığını ifade ediyor. Polis ise içiciyse bir şey yapamayacaklarını söylüyor, arkadaşımın ‘ailesine ulaşılması’ ısrarı üzerine durumu ilgili şubeye ileteceklerini, ama kesin bir şey sonuç olacağına dair garanti veremeyeceklerini söylüyor.

Aslına bakarsanız yapılacak o kadar çok şey var ki. Bağımlılık her ne kadar her birey için farklı sebeplere dayanıyor olsa da sonuç olarak herkes bağımlılığından  ötürü zarar görmekte ve zarar görmekte olduğunun bilincinde. Vazgeçme çabasında olan bireyler ise nasıl bırakacaklarını  ve yaşadıkları bu durumdan nasıl kurtulacaklarını bilmediğinden büyük bir çaresizlik yaşıyor, nereye gideceklerini, kime başvuracaklarını  bilemiyorlar.

Bu konuda yapılan somut çalışmalardan bahsedecek olursak Avcılar Kaymakamlığı’nın Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ve Toplum Sağlığı Merkezi işbirliği ile birçok bağımlıya  hizmet veriliyor. Olayları sadece krize müdahale bağlamında değerlendirmeden önleyici çalışmalar yaparak okulların rehberlik servislerini de işin içine katıyor; seminerler, eğitimler, önleyici faaliyetler düzenlenmesine katkı sağlıyorlar. Yönlendirmelerin ve bilgilendirmelerin önemine dikkat çekiyorlar. Karabük’te de daha fazla üzücü olay  yaşanmadan benzer tedbirler alınabilirse, çocuklar ve gençlerimiz için çok anlamlı değişimler yapılacağına inanıyorum. Yetkililerin  yapacakları dışında üzerine görev düşen diğer grup ise aileler. Bağımlılık oluşmadan önce yapılması gerekenler konusunda ailelerin payına ne düşüyor?

Sigara, alkol, madde, teknoloji… Her biri yeri doldurulamayan  ve hep hissedilen bir boşluğun yansıması aslında. Anneleri yanlarında iken bile annesiz  kalmış çocukların boşluğu. Çocuklar bu boşluğun oluşmasına izin vermemek için yerine ikame edecek bir alan bulurlar. Iyi annelik görmemiş çocuklar belli davranış kalıpları geliştiriyor. Kendini iyi hissetmek, kendine yetebilmek  ve güzel anneliğin kötülüğünü  hissetmemek için. Çocuklarda bu eksiklik, genelde davranış problemleri olarak ortaya çıkıyor. Kimisi ise bu hazzı yaşamak ve haz boşluğunu doldurmak için bağımlı olmaya meyilli oluyor. Ailelerde ise annenin yapması gereken ilk şey; sevmektir, anlamaktır,  dinlemektir, gerçekten orada olmak ve orada olduğu için mutlu olmaktır. Asla eleştirmek, hor görmek değil… Ne olursa olsun, nasıl davranırsa davransın onun kendi çocuğu olduğunu, çocuğunun gurur duyulacak, sevilecek bir varlık olduğunu hissettirerek..

Kim ne derse desin bu çocuklar bu gençler BİZİM… Ve onların önem verildikleri, sevilesi olduklarını hissetmeye ihtiyaçları var.. Merak etmeyin şımarmazlar… Yeter ki yeterince sevelim… Yeter ki desteğimizi çekmeyelim. Uzattıkları  ellerini tek değil iki elimizde birden tutalım.

Bir Cevap Yazın